
Mayıs ayının serin rüzgarı yeşil beyaz atkısının altından vücuduna doğru süzülürken tüylerinin diken diken olduğunu hissetti Ahmet.Atatürk Lisesinin önünden elleri cebinde Altıparmak’a doğru yürürken, yol kenarınındaki ağaçların yapraklarından gelen hışırtı, kalp atışlarının yanında çok cılız kalıyordu.Kapalı spor salonu ile lisenin birleştiği kaldırımda durdu.Ellerini cebinden çıkarmadan yol boyunca uzanan ağaçlara dikti gözlerini önce.Gövdesinden yaprak uçlarına kadar hızlıca süzdü ağaçları.Serin esen mayıs rüzgarının, yeni yeşermiş ağaçların dallarındaki yaprakları çokta salladığı söylenemezdi.Saat 23:00 civarıydı.İkinci bir ürperti sardı bedenini, tüyleri henüz yatışmamışken tekrar diken diken oldu.Ahmet farkına vardı.Duyduğu bu heyecanın vücudunda hasıl ettiği ürperti ne gecenin karanlığından nede mayısın serin rüzgarındandı.
Kendi kendine gülümsedi önce.Tombul yanaklarındaki gamzelerin ikiside en derin şekli ile belirmişti yüzünde.Gece gezmesinden dönen bir-iki çift şaşkın bakışlarla geçerken yanından, Ahmet başka alemlerde gezintiye çıkmıştı çoktan.Mütebessim çehresiyle birlikte, ellerini cebinden çıkarmadan, ayakları kapalı spor salonundan stadyuma doğru adımlarken kaldırımları, beyninde yakın tarihin muhasebesi çalkalanıyordu. “İlahi adalet” dedi, “İlahi adalet bu olsa gerek”
Sağlam karakterli adam gibi adamdı Ertuğrul hoca.Sebeblere riayette tam bir materyalist, yapılması lazım gelenlerin tümünü hallettikten sonrada herşeyi Kudret-i Sonsuza bırakacak kadar tevekkül sahibiydi.Başka hesapların peşinde koşan bir takım insanlar, Ertuğrul hocanın bir mağlubiyetine kulp takıp, hiçte yakışık olmayan bir emir vaki ile eski takımıyla arasındaki ipleri kopartmıştı.Ama Allah’ında bir hesabı olacağını düşünememişlerdi.Bir süre sessiz kalan Ertuğrul hocayı kader Bursaspor’a getirmiş ve Ahmet bu haberi ilk duyduğunda “Allah’ında bir hesabı var muhakkak” demişti vicdanından gelen bir sesle.Bursaspor’la Ertuğrul hocanın kaderlerinin bir potada erimesini hep bir hikmete bağlamıştı Ahmet o gün bugündür.Aklı selim düşünüp gelişmeleri objektif bir gözle takip edebilen herkes Ertuğrul hocaya hakkını teslim etmekle meşguldü, kendisinin Bursaspor’a geldiği günden buyana.Çünkü Ertuğrul hoca yeni gönüldaşı Bursaspor’a geldiği günden beri maddi manevi epey reform gerçekleştirmişti.Takımın kor ateşi üzerindeki külleri üflerken, işinde çok titiz bir usta hassasiyetinde yapıyordu bunları.Kendi gibi karakterli, model insanlar, oyuncular vücuda gelmişti takımda.Herkes ne istediğini bilir haldeydi.İnsanlık ve insanı yücelten vasıflar ön plandaydı.Galibiyete götüren heryol mübah değildi onun kitabında.Bu iş fair-play çerçevesinde de layıkıyla icra edilebilirdi.Sıkı bir disiplin vardı.En az kendisi kadar ekibindeki her birey hakkını verme derdindeydi işinin.Ve sonrasında peşi sıra gelen sportif başarılar.Bursaspor her kulvarda kulüp tarihinin rekorlarını kırıyordu.En fazla gol...En fazla deplasman galibiyeti...En fazla puan...Hepsi peşi sıra gelmişti.
Tekrar durdu Ahmet.Lise ile kapalı spor salonunun birleştiği noktadan yürümeye devam edeli henüz 15-20 adım olmuştu.Ellerini cebinden çıkardı önce.Yavaş yavaş yeşil beyaz atkısını gevşetmeye başladı sonra.Hayretle stad direklerindeki lambaların parlamalarına kilitlendi.Bu gece dışarı çıkış gayesi sadece tarihi maç öncesi stad etrafında bir nostalji yaşamaktı kendince.Aniden gecenin bu saatinde yanan stad ışıklarına bir anlam veremedi.Stad için gerekli tüm taraftar hazırlıkları hafta içi tamamlanmıştı oysa.Hiç bir taraftar sitesinde maç gününden bir gece önceye dair herhangi bir aksiyon alınacağı haberi yoktu, klüptende buna benzer herhangi bir bildiri yayınlanmamıştı.Şaşkın gözlerle yeni kale direklerindeki tüm lambaların kendi parlaklığına kavuşmasını izlerken, meraklı adımlarla stada doğru hızla yürümeye başladı...
(öyküyü devam ettirebilecek ruh haletini duymak ümidi ile dua niyetine yazılmıştır, Rabbim devam ettirsin)
Sadettin Karaçam
sadettinkaracam@hotmail.com |